Anadolu Kültür / Basın Odası / Basında Anadolu Kültür / Kuzeyli yazarlara karşı zaafım var
Kuzeyli yazarlara karşı zaafım varRadikal Kitap l 03.11.2009
23.10.2009 Aslı Tohumcu
Kuzey ülkelerinden ne kadar çok çeviri yapılsa o kadar iyi. Kanat Çocuk pek marifetli bir velet olarak başladı yayın hayatına. Marifeti sadece seçimlerinde değil ama. İsveç Başkonsolosluğu ve Anadolu Kültür ile bir nevi çete kurmuşlar.
Kanat Kitap beni çok güzel yazarlarla tanıştırmış bir yayınevi. En başta, Topaç’ın yazarı sevgili Gülayşe Koçak’la. (Yeni roman nerede Gülayşe? Ah nerede, vah nerede!) Kanat Kitap’ın çocukları kanatlandırdığını, bunu da İsveç’ten rengârenk çocuk kitaplarıyla yaptığını duyunca pek bir sevindim. Malum, kuzeyli yazarlara karşı zaafım var. Adamların, başta Astrid Lindgren olmak üzere, çok sıkı çocuk yazarları çıkardıkları ortada. Oralardan ne kadar çok çeviri yapılsa o kadar iyi. Hatta yazarlarımız bu çevirileri ne kadar çok okusalar, kendi yazarlıkları adına ne kadar çok ders çıkarsalar (ama çıkarmazlar o ayrı) o kadar iyi! Her neyse efendim...
Kanat Çocuk pek marifetli bir velet olarak başladı yayın hayatına. Marifeti sadece seçimlerinde değil ama. İsveç Başkonsolosluğu ve Anadolu Kültür ile bir nevi çete kurmuşlar; ‘Her Çocuğa Bir Kitap’ adında bir proje başlatmışlar. Pippi Uzunçorap Anadolu yollarına düşüyor anlayacağınız! Anadolu’nun değişik şehirlerinde ya da büyük şehirlerin yoksul semtlerinde eğitim gören, ancak nitelikli kitap alma imkânı olmayan öğrencileri dünya edebiyatının en güzel bazı örnekleriyle buluşturacaklar. Hatta bu ay buluşturmaya başladılar bile. İlk duraklar Ankara, İstanbul, Bursa, Çanakkale, Mardin, Urfa ve Trabzon’da. Yazarlar, çizerler ve çevirmenler de -söyleşmek, okuma yapmak için- kitaplarla birlikte yola düşecekler zaman zaman. Bu güzel haberi paylaştıktan sonra (insan her gün böyle güzel haberler almıyor!) Kanat Çocuk’un ilk solukta yayımladığı kitaplardan bazılarına değineyim.
İçlerinde en vurucu bulduğum Şanssızım! adlı ilk okuma kitabı oldu. Vuruculuğunda, çift kapaklı bu kitabı elime aldığımda Şanslıyım! başlıklı yüzü yerine Şanssızım! başlıklı yüzünün denk gelmiş olmasının da payı (ve elbet bir anlamı) var. Her iki kitapta da Amanda bir yürüyüşe çıkıyor. Şanssızım!’da (bu kitabın kapağında Amanda’nın sırıtık bir poz vermesi de okuyanı ters köşeye yatıran bir unsur, çünkü Şanslıyım!’ın kapağında dehşet içinde bir yüz ifadesiyle karşılıyor okuru.) güneşli, güzel bir günde yürüyüşe çıkar Amanda. Şanssızdır çünkü dışarı çıkarak evdeki eğlenceyi kaçırmıştır. Attığı hiçbir adımda peşini bırakmaz şanssızlık çünkü hep farklı bir yöne dönerek ya da farklı bir şey yaparak, oyuncak dükkânının açılışını, kralla kraliçeye el sallama, sevimli bir köpeği okşama, yerde bir lira bulma fırsatını vs. kaçırır. Ancak günün sonunda yatağa girerken şanslı bir kızdır, çünkü gün boyu ne kadar şanssız olduğunun farkında olmamıştır!
En kıyak bisiklet
Bu öykünün Şanslıyım! versiyonunu hayal etmeniz zor değil herhalde. Hayatta ne kadar şanslı ya da şanssız olduğumuzun aslında olaylara nasıl baktığımızla ilgisi olduğunu; şans ya da şanssızlık diye kestirip atmanın doğru olmayacağını; şanslı olduğunu fark etmedikten sonra insanın şanslı olmasının bir anlamı olmadığını çok güzel anlatmış Thomas Halling. Çocukların uzunca, üzerinde düşünerek ve keyif alarak vakit geçirecekleri bir kitap Şanslıyım! Şanssızım! Ulf Stark’ın Mucize Çocuk adlı kitabına gelirsek... Ağabeyi ve arkadaşlarıyla takılmak istediği halde evde kalması gereken Uffe’nin bahçeden dışarı çıkması bile yasaktır, çünkü Uffe yürürken hep bir şeyler düşündüğü için sürekli kaybolur. Ama heyhat, kaybolmaya teşne olsa da, mucize çocuğun tekidir Uffe! Kırmızı, bol pijaması ve saatte on bin kilometre uçabilen bisikletiyle (kendi hayal dünyasında) harikalar yaratır. Ama her süper kahraman gibi zayıf yanları vardır. Bahçede başladığı bisiklet turunu, büyük bisiklet yarışmasının da içinden geçerek bambaşka, yabancısı olduğu bir mahallede tamamlar. Allah’tan bisikletinin selesine adresini yapıştırmışlardır da, yardımsever bir yetişkin, babasını arar Uffe’nin. Sonu tatlıya bağlanan hikâyenin en güzel tarafı kaybolan oğlunu haşlamak yerine onunla kurlaşmayı tercih eden babanın yaklaşımı değilse ne! İnsan bazı çocuk kitaplarını okurken kitabın gerçek okuyucusunun kim olduğunu merak eder ya hani, Mucize Çocuk da böyle kitaplardan işte.
Kanat Çocuk’a yayın hayatında başarılar dileyerek, çocuklar için hep böyle yaratıcı, esprili kitaplar seçmesini umarak bitireyim bu haftalık.
|